BALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ VE TÜRKİYE

        
    
    Whatsapp'ta Paylaþ

Balık yetiştiriciliği ve Türkiye bir araya getirildiğinde oldukça genç sayılabilecek bir sektörün giderek büyüyüp serpildiği bir resim ortaya çıkmaktadır. 1960’lı yılların sonlarında gökkuşağı alabalığı ve sazan yetiştiriciliği konusunda adımların atıldığı ve 1980’lerin ilk yarısından itibaren çipura ve levrek üretimi için çalışmaların başladığı kayıtlarda yer almaktadır.

Balık YetiştiriciliğiAncak bununla birlikte istatistiksel anlamda 1985 yılı öncesine ait bir verinin olmadığını söylemek mümkündür. Bu tarihlerden sonra ülkemizin iç sularında alabalık, sazan ve yılan balığı, denizlerinde ise başta çipura ve levrek olmak üzere orkinos, lahoz, karagöz, sinarit, kalkan, fangri, sivriburun, granyöz (sarıağız, halili, kaya levreği) gibi balıklar, her geçen yıl artan miktarlarda üretilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumunun Haziran 2014 tarihinde yayınlanan Su Ürünleri İstatistiklerinden birkaç başlığı burada zikrederek konuya biraz daha açıklık getirelim.

Türkiye’de 2013 yılında 339,047 ton deniz balığı ile 35,074 ton tatlı su balığı avcılık yoluyla elde edilmiş ve pazarın tüketimine sunulmuştur. Aynı dönemde 233,394 ton olarak gerçekleşen yetiştiricilik üretiminin toplam su ürünleri üretimi içindeki payı %38,4 seviyesine gelmiş bulunmaktadır.

Bir önceki yıla, yani 2012 yılına göre su ürünleri yetiştiriciliğinde üretim, 212,410 tondan 233,394 tona çıkarak %9,9 oranında artmış bulunmaktadır.

Yine TÜİK kayıtlarının incelenmesi neticesinde deniz balıkları üretiminin 2013 yılında bir önceki yıla oranla %13,5 azaldığı görülecektir. Bu azalma, yetiştiricilik yoluyla elde edilen su ürünlerinin değerini ve önemini bir kat daha arttırmaktadır. Dünya genelinde avcılık yoluyla elde edilebilecek su ürünleri miktarının maksimum noktaya ulaştığı, av gücünün son derece fazla olduğu ve av gücü artışı ile daha fazla avlanmanın imkansız olduğu noktaya çoktan ulaşıldığı uzun yıllardır bilinen bir gerçektir.

Su ürünleri arzını arttırmanın ve tüm dünyada kişi başına balık tüketimini çoğaltmanın yegane yolu, balık yetiştiriciliği konusuna önem vermek ve daha fazla yetiştiricilik yapmaktır. Ancak bu şekilde bizden sonraki nesillerin balık ve diğer su ürünleri gibi son derece önemli hayvansal protein kaynakları ile beslenmesi mümkün olacaktır.

Bu noktada bir başka açıdan konuya bakmak ve çoğu zaman yaşanan bir tereddüt ile ilgili olarak bir açıklama yapmak gerekmektedir. Deniz balığı mı çiftlik balığı mı diye soru sorup bir türlü cevap bulamayan, tabiri caizse arafta kalanların konuyu aydınlatan ve cümle başında yer alan linki tıklamalarını öneriyoruz.

Çiftlikte yetiştirilen her türlü hayvanın etini yerken, ki buna sığır, koyun ve her türden kanatlı eti dahildir, sıra balığa geldiğinde bu soruyu sormak kanımca abesle iştigaldir. Ve diğer örneklerin arasında en doğal bir şekilde beslenen ve en doğal ortamda yaşayanı yine su ürünleri yetiştiriciliği alanında mümkün olabilmektedir. Buna rağmen yetiştiricilik balıkları veya başka bir ifade ile çiftlik balıklarına öcü muamelesi yapmak çok büyük bir haksızlık olmaktadır.

Türkiye’de kişi başına balık tüketiminin dünya ve Avrupa ortalamalarının gerisinde olduğu düşünüldüğünde, son derece değerli hayvansal protein kaynağının yetiştiricilik yoluyla elde edilmesinin değeri daha iyi ortaya konulabilir. Bu konuda bizim naçizane önerimiz balığın hangisine ulaşma ve yeme imkanı buluyorsanız fırsatı kesinlikle kaçırmamanız yönünde olacaktır.

Omega 3 gibi bazı esansiyel yağ asitleri ile amino asitler yönünden zengin, son derece değerli ve başka yerden temin edilmesi mümkün olmayan maddeleri içeren bu mucizevi gıda maddesinin tüketiminin artması, sağlıklı nesillerin gelişimine son derece önemli katkılar sağlayacaktır.

Türkiye, balık yetiştiriciliği alanında sağladığı ilerleme ile Avrupa Birliği ülkelerinin en önemli tedarikçisi olma konumuna ulaşmıştır. Bir nevi, bu sektör ülkemizden önce Avrupa Birliğine girmiş bulunmaktadır. Bu konumunu sürdürmesi ve ilerleyen yıllarda üretimini daha da arttırarak hem ülke insanına iş ve aş olma konusunda ilerleme sağlaması, hem de sağlıklı nesiller yetişmesi konusunda sağlayacağı katkı ile ülkenin yüz akı konumunu koruması hedeflenmektedir. Her türden balık yetiştiriciliği, ülkemizin ekonomisine katkı olduğu kadar halkımızın beslenmesi açısından da son derece önemli bir iş koludur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.