Eski evler hele bu resimdeki gibi konaklar gördüğümde çok etkilenir, derin düşüncelere dalar giderim. O evlerin eski sahiplerini, eski zamanlardaki yaşantıların parçası olduğu günleri canlandırmaya çalışırım olabildiğince. Tahayyülü zor olsa da bunu yapmaya çalışmaktan kendimi alamam. Mesela o evlerin, konakların ilk sahiplerinin evin içindeki konumunu, ilişkilerini, ona bakışları, onun etrafındakilere bakışlarını, kibirli mi yoksa mütevazı mı olduklarını ve daha bunlara benzer benzemez bir çok şeyi düşünürüm.

O evin içindeki mutluluklar, beklentiler, beklentilere karşılık ele geçenler, ele geçmeyenler, hayal kırıklıkları ve daha neler neler olduysa hepsini canlandırmaya çalışırım gözümde. Halbuki ne de zordur bunu aslına uydurmak.

Gerçekte yaşananlar bugün benim hayal ettiklerimden başka da olsa o evlerde benim içimi ısıtan ve adını koyamadığım bir şey hep vardır. Tahta zemininde koşturan çocukların sesleri mi yoksa yüksek tavanlarında yankılanan o eski insanların hoş sadası mı içimi ısıtan şey bilmiyorum. Aslında tam olarak bunu da önemsemiyorum belki de. Kendi çocukluğum da benzer bir evde geçtiğinden olsa gerek böyle evleri gördüğümde bakmadan geçemiyorum. Bakıp da düşüncelere dalmadan yapamıyorum.

Haşmet Babaoğlu ve Hıncal Uluç son günlerde sıcaklıktan, insanın içini ısıtan şeylerden söz eden yazılar yazdılar. Eski zaman anılarını, sobayı içine katarak belki de tam olarak böyle bir evde yaşanan sıcaklıkları tarif ettiler.

Böyle veya başka türlü evler de olsa  yazılarda kastedilen, sıcaklık sanırım her durumda aynı.

Paylaşmak Güzeldir
Yazar
KAR VEDA
Bir yorum yazın
Siz de düşüncenizi belirtebilirsiniz.

Web Tasarım Blog Teması Ecce Plus | Tüm hakları © Felix Themes'e aittir.