PLANKTON NEDİR

        
    
    Whatsapp'ta Paylaþ

Plankton nedir, fitoplankton nedir, zooplankton nedir

Plankton

Plankton

Plankton nedir sorusuna pek çok cevap vermek mümkün olsa da genel tanım olarak; “deniz, göl veya akarsu gibi bir su kütlesi içerisinde yaşayan, kendi başına hareket kabiliyeti olmayan, su hareketleri ile yer değiştirebilen, çoğu tek hücreli, bitkisel veya hayvansal orijinli mikroskobik canlılar” olarak ifade edilmesi doğruya en yakın olanıdır.

Sudaki yaşamın temel kaynağını oluşturan fitoplanktonlar, besin zincirinin ilk ve temel halkasıdır. Planktonik organizmaların yaşamının tehlikeye girmesi, o sucul ortamdaki her türlü canlılığın sona ermesi anlamına gelir.

Bir sucul ortamın verimliliği, içerisinde bulunan zengin planktonik çeşitlilik ile doğru orantılıdır. Bunun en belirgin örneklerini hemen yanı başımızdaki Akdeniz ve Karadeniz oluşturmaktadır. Su kütlesi büyüklüğüne oranla karasal ortamdan fazlaca girdi alan Karadeniz, inorganik besin elementleri yönünden zenginliğini kolayca planktona ve zincirin diğer halkalarına dönüştürür. Bu durum bazı balık türlerinin büyük kütleler halinde üremesine ve çoğalmasına zemin hazırlar. Karadeniz’de bu nedenle yoğun bir balıkçılık mümkün olabilmektedir.

Oysa Akdeniz, su kütlesinin büyüklüğü ile doğru orantılı bir karasal girdiye sahip değildir. Akdeniz’e akan nehirler, planktonik yaşamı besleyecek inorganik yükü taşımakta yetersiz kalır. Biyolojik verimlilik açısından neredeyse bir çöl sayılabilecek yapıdaki Akdeniz’de bu nedenle büyük sürüler halinde balık türlerinin üremesi ve yaşaması, Karadeniz’de olduğu kadar kolay değildir. Burada yaşayan balıklar genel olarak soliter yaşama daha fazla adapte olmuş türlerdir. Elbette söz ettiğimiz her durumun istisnalarının varlığını da peşinen kabul etmek gerekir.

Aşırı plankton artışı

Aşırı plankton artışı

Planktonik canlıların azlığı kadar kontrolsüz artışı da çeşitli sorunların oluşmasına neden olabilir. Kimi durumlarda zehirli etkilerinden de söz edilen ve suda kırmızı renk oluşumu ile karakterize olan Red Tide olayı buna örnek olarak gösterilebilir. Bir planktonik türün aşırı artışı, çoğu zaman organik yükün artışından kaynaklanmaktadır. Kirlilik ile eş anlamlı olabilecek böylesi durumların oluşmasının önüne geçmek gerekir.

Planktonik organizmalar yukarıdaki gibi olumsuz olarak ifade edilen durumlardan başka, görsel anlamda mükemmel işlere de imza atabilmektedir. Mesela Yakamoz denilen ve şarkılara, şiirlere konu olan benzersiz ışıltıların kaynağının da aslında planktonik canlılar olduğunu biliyor muydunuz?

Planktonları çeşitli açılardan sınıflandırmak mümkündür. Biyolojik orijinine göre yapılacak sınıflandırmada planktonlar, bitkisel (fitoplankton) ve hayvansal (zooplankton) planktonlar olarak ikiye ayrılır. Bu ayrımı kabaca hücre yapısında kloroplast bulunup bulunmamasına göre yapmak mümkündür.

Planktonik organizmalar büyüklüklerine göre de sınıflandırılabilir. Bu şekilde yapılacak sınıflandırmada büyüklük sınırları kesin olmamakla birlikte aşağıdaki gibi bir ayrım yapmak söz konusu olabilir.

Femtoplankton (<0.2µm): Deniz virüsleri bu gruba dâhil edilebilir.

Pikoplankton (0.2-2 µm): Küçük boydaki ökaryotik protistler ve bakteriler bu gruba girer.

Nanoplankton (2-20 µm): Küçük diatomlar, bazı flagellatlar bu büyüklüktedir.

Mikroplankton (20-200 µm): Büyük ökaryotik protistler, çoğu fitoplanktonlar ile bazı zooplanktonik organizmalar bu gruba dâhildir.

Mezoplankton (0.2 mm-2 mm): Metazoaların pek çoğu bu grubun üyesidir.

Makroplankton (2-20mm): Bu gruba dâhil pek çok metazoa, medusa ve cephalopoda üyesi canlı bulunmaktadır.

Megaplankton (>20mm): Denizanası ile bazı ctenophore ve cephalopoda türleri bu grubun önemli canlılarındandır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.