SU ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ NASIL ARTAR?

Su ürünleri yetiştiriciliği
Entansif Su Ürünleri Yetiştiriciliği

Türkiye Su Ürünleri Üretimi İstatistikleri

2019 yılında Türkiye’nin su ürünleri üretimi 2018 yılı ile kıyaslandığında %33 artmış. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından FAO ve TÜİK kaynak gösterilerek resmi Twitter hesabından paylaşılan rakamlardan söz ediyoruz. Yayımlanan tabloya göre 2018 yılında 314.1 bin ton olan avcılık yoluyla elde edilen üretim, 2019 yılında 463.1 bin tona yükselmiş. Yine 2018 yılında 314.5 bin ton olan yetiştiricilik üretimi ise 373.3 bin ton seviyesine ulaşmış. Bunun sonucunda toplam üretim rakamları 628.7 bin tondan 836.5 bin tona erişmiş durumda.

Rakamların doğruluğu veya ne şekilde elde edildiği gibi kısır tartışma konularına girmeden hatta rakamlardan bağımsız bazı detaylar üzerinde durmak niyetindeyiz. Ve elbette üzüm yemekle ilgiliyiz, bağcıyı dövmekle değil.

Su Ürünleri Üretim İstatistikleri
2019 İstatistikleri

Su ürünleri üretimindeki artış sürdürülebilir bir durum olabilir mi? Yine aynı kaynağa, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün yayımladığı FAO ve TÜİK rakamlarından derlenen tabloya bakalım. Dünyada hem avcılık hem de yetiştiricilik yoluyla elde edilen su ürünleri miktarının bir artış eğiliminde olduğu kolayca görülecektir. Bu durum her iki alana yapılan yatırımların ve elbette gelişen teknolojinin ürünü olarak görülebilir.

Türkiye’de ise yıllar itibariyle dalgalanmalar göstermekle birlikte, su ürünleri üretimi miktarının son sekiz yıl içinde toplamda artmış olduğu söylenemez. Yetiştiricilik yoluyla elde edilen üretimin sürekli arttığı ancak avcılık yoluyla elde edilen üretimin büyük bir dalgalanma aralığı var olmakla birlikte neredeyse benzer seviyede seyrettiği göze çarpmaktadır.

Su ürünleri yetiştiriciliği
Entansif Su Ürünleri Yetiştiriciliği

Türkiye’deki balık avcılığının hamsi merkezli ve daha çok göçmen balıklardan oluşan bir kompozisyona sahip olması avcılıktaki dalgalanmayı açıklayabilir. Yıllar itibariyle değişken mevsimsel parametreler ve iklim koşulları, balıkların üremeleri ve büyümeleri üzerinde farklı etkiler gösterebilmektedir. Ancak yine de şöyle bir soru akıllarda beliriyor ister istemez. Daha çok balık avlamak sürdürülebilir bir faaliyet midir? Daha çok avlamış olmakla övünmek, hele bunun onlarca katını avlayabilecek bir filoya sahipken bununla övünmek, çok da mantıklı olmasa gerek. Yeri gelmişken Tek Suçlu Balıkçılar mı başlıklı yazıyı okumanızı öneririz.

Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Türkiye’de sorumluluk alanına giren işin otoritesi konumundadır. Elbette ülkemizin her alanda daha çok üretmeye ihtiyacı vardır. Ancak, dünya üzerinde herkesin hemfikir olduğu, avcılık baskısının türler üzerinde geri dönülemez boyutta tehdit oluşturduğu gibi bir gerçek de karşımızda duruyor. Hal böyleyken daha çok avlamak ve bunu da üretim olarak pazarlamak neyin nesidir?

Off Shore Kafes İşletmesi
Off Shore Kafes İşletmesi

Su Ürünleri Üretiminde Alternatif Çözümler

Kaldı ki, ülkemizde neredeyse tamamı entansif su ürünleri yetiştiriciliği tesislerinden oluşan üretim modelinde de, çok ciddi bir şekilde avcılık yoluyla elde edilen su ürünlerine hammadde olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla çiftlik balığı dediğimiz ürünler aslında mamul hale gelene kadar çok miktarda sucul canlıdan elde edilen balık unu ve benzeri besin ile beslenmek zorundadır. Yani kısaca, bu üretim modelinde yetiştiricilik mahsullerinin artması da ancak avcılığın artmasına bağlı olarak mümkün olabilmektedir.

İhtiyacımızdan ve potansiyelimizden kat be kat fazla av gücüne sahip olan filomuz ve denizlerimizin durumu belli iken daha çok ürettik demek, sektörü sürdürülebilirliği önceleyerek yönetmesi gereken bir Genel Müdürlük için üzerinde daha çok düşünülmesi gereken bir husus olmalıdır.

Tarla balıkçılığı
Yarı entansif veya ekstansif üretim modeli

Günümüzde av filosuna sahip olan kitlenin legal gücü ve gayrı resmi nüfuzu dolayısıyla neredeyse tüm planlama potansiyeli, bu gücü dizginlemek ve göze alınabilecek tavizleri hesap etmek üzerine kurgulanmaktadır. Oysa bir politika belirleyicisi konumunda bulunan Genel Müdürlük yani resmi otorite, deniz ve iç sularımızdaki av baskısını daha da arttıran entansif yetiştiricilik modelleri yerine, yarı entansif ve ekstansif üretim modelleri için yapılması gerekenlere daha fazla mesai harcamalıdır. Kısa vadeli rakamsal artışlar yakalamak her yöneticinin arayışıdır, çalışmalarının semeresini alacağı en kısa yoldur. Ancak hem kalıcılık hem de geleceğe güzel işler ve isimler bırakmanın yolu, uzun vadeli düşünebilmekten ve bu şekilde düşünmenin ürünü olan faaliyetlerden geçer.

FOTOĞRAFLAR: https://www.aquaculturenorthamerica.com/https://www.dnvgl.com/http://www.fao.org/

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.