ask_sevgi www.ucuzucuzenucuz.comHemen yakında sevgi konulu bir yazı yazmıştım yine. Başlığı da Hastalıklı Sevgi idi. Bu konuya çok takıldım sanırım. Benim anladığım sevgi ile insanların diline doladığı arasında öyle büyük farklar var ki yazmadan duramıyorum.

Önceki gün Galatasaray’ın yeni transferi Sneijder İstanbul’a geldi. Taraftarı oldukları kulübün, ki ben de bir Galatasaray taraftarıyım, transfer ettiği ünlü bir futbolcu için binlerce kişi Atatürk Havaalanına akın etmiş. Ona tezahüratlar eşliğinde, alkışlar arasında bir karşılama düzenleniyor. Buraya kadar gayet güzel.

Kalabalığın içlerinde öyle tipler var ki kendini parçalıyor, “Sneijder, seni çok seviyorum” diye bağırıyor.

Bir dakika ya! Bu ne şimdi?

Bu bıçkınların iki maç kötü neticelensin, o çok “sevdiklerine(!)” küfürler edeceklerinden hiç kuşkum yok. Evet biz bir çok şey gibi bunu da biribirine karıştırıyoruz. Beğenmeyi sevmek sanıyoruz. Veya, beğeni bile değil olup biten, bitkin kişiliğimizi taraftarı olduğumuz kulübün başarıları sayesinde adam etmeye çalışıyoruz.

Koro halinde sevgi sözcükleri söylenirken rüzgarın tersine esmesiyle koro halinde küfür edilen yerler haline geldi stadyumlar. Hadi aldırmayalım, nasıl olsa ikisi de samimiyetten uzak diyecek halimiz yok, onca küfür orada dururken.

Ne kadar çok sevdiğini sıkça tekrarlayanların lafın bir yerine ne kadar çok sevildiklerini de sıkıştırdıklarını görürsünüz. Sevgisini koşulların cenderesinde boğan bir çok kelimeye rastlarsınız konuşmanın arasında.

Sevmek, tek taraflıdır oysa. Başarıya ya da karşılığa bağlı olamaz. Hani dilimize pelesenk olmuştur ya, sevgi bile karşılıklı derler. Oysa o sevgi değildir ki. Seversen seversin. Sebebi de yoktur, karşılığını aramadığın gibi.

Karşılık aranıyorsa şayet orada söz konusu olan sevmek değil de sevilmek dürtüsü olsa gerek.

Paylaşmak Güzeldir
Etiketler

Yazar
ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER SAMSUNG GALAXY S3
Benzer Yazılar
Bir yorum yazın
Siz de düşüncenizi belirtebilirsiniz.

Web Tasarım Blog Teması Ecce Plus | Tüm hakları © Felix Themes'e aittir.